Tatil yapmanın, tatilin tadını
çıkarmanın, genel olarak öğrenciler üzerinde çok sayıda olumlu etkileri vardır.
Sürdürülebilir, istikrarlı okul başarısı için, öncelikle öğrencinin ruh
sağlığının sağlam olması gerekmektedir. Ruh sağlığı, bireyin kendisi ile ve
içinde bulunduğu ailesel ve toplumsal çevresi ile uyum içinde olmasını gerekli
kılmaktadır. Eğer çocuk ve genç ergenin ruh sağlığı iyi ise, çocuk, tatilin
tadını çıkarabilir, yaptığı tatilden keyif alabilir. Eğer çocuğun ruh sağlığı
bozuk ise, çocuk tatil esnasında da olumsuz ruhsal çatışmaların etkisi altında
kalmaya devam edeceği için, yaptığı tatilin tadını alamayacak, keyfini
çıkaramayacaktır. Bu nedenlerle, çocuk ve genç ergenin ruh sağlığını etkileyen
nedenler üzerinde durmak gerekmektedir. Okul çağındaki çocuk ve genç ergenlerin
ruh sağlığını etkileyen faktörler çok boyutludur. Bunları üç temel alanda
inceleyebiliriz;
Ruh Sağlığını
Etkileyen Genetik Etmenler, Ailesel Etmenler ve Toplumsal Etmenler
Ruh Sağlığını Etkileyen
Genetik Etmenler
Okul çağındaki çocuk ve genç ergenlerin
yaklaşık % 5’ inde psikofarmakolojik ilaç tedavilerini zorunlu kılan, genetik
geçişli Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Öğrenme Güçlüğü
(Gelişimsel Disleksi, Legasteni) ve Sınır Zeka Düzeyi gibi rahatsızlıklar
görülür. Bu rahatsızlıkların teşhis ve tedavilerinin ihmal edilmesi
durumlarında, çocuk ve genç ergenlerde okul başarısı, aile ve okul içi uyum
bozulmakta ve bu uyum bozukluklarına ikincil olarak Kaygı (Anksiyete) ve Ruhsal
Çökkünlük (Depresyon) Bozuklukları gelişmekte ve öğrencinin zaten var olan okul
başarısızlığını olumsuz yönde etkileyerek, daha da kötüleştirmektedir. Bu
nedenle, çocuk ve genç ergende okul başarısızlığının mevcudiyeti halinde,
yukarıda tanımlanan bu bozuklukların psikiyatrik bir muayene ve gerekli
psikolojik testlerin uygulanması ile, mümkün olan en erken dönemde teşhis ve
tedavi edilmeleri gerekmektedir.
Ruh Sağlığını Etkileyen
Ailesel Etmenler:
Çocuk ve Genç Ergen Psikiyatrisinde
teşhis edilen çok sayıdaki ruhsal bozuklukların, çocuk yada genç ergenin
ebeveyn ilişkisindeki üstünden gelinememiş, çözümsel kalmış bilinçli yada
bilinçdışı ruhsal çatışmalara ikincil olarak ortaya çıktığı çok iyi bilinen bir
gerçekliktir. Anne baba arasındaki çözümsüz kalmış ruhsal çatışmalar, giderek
çocuk yada genç ergenin ruh sağlığının bozulmasına, çocuk ve genç ergende kaygı
(anksiyete) ve ruhsal çökkünlük (depresyon) gibi ciddi ruhsal bozuklukların
ortaya çıkmasına ve giderek okul başarısının ciddi düzeyde bozulmasına neden
olabilmektedirler. Bu nedenle, okul başarısızlığı sergileyen çocuk ve genç
ergenin anne babası ile psikiyatrik görüşmeler yapılarak, çocuk yada genç
ergende gözlemlenen davranış bozuklukları veya okul başarısızlığının
arkasındaki ailesel etmenler titizlikle incelenip, araştırılmalı ve eğer bu
yönde bulgular tespit edilirse, aile ve eş terapileri kapsamında, bu türden
ruhsal çatışmaların ve bozuklukların erken dönemde teşhis ve tedavi edilmeleri
gerekmektedir. Ebeveynden kaynaklanan ruhsal çatışmaların erken dönemde teşhis
ve tedavi edilebilmesi halinde, çocuk yada genç ergende gözlemlenen okul
başarısızlığı yada ruhsal bozukluklar, uygulanan ilaç tedavileri ve
psikoterapiler sayesinde süratle ve etkin bir biçimde tedavi
edilebilmektedirler.
Ruh Sağlığını Etkileyen
Çevresel ve Toplumsal Etmenler:
Hem erişkinlerde, hem de çocuk ve
genç ergenlerde olumsuz çevre koşullarının bireyin ruh sağlığını bozabildiği ve
mağdur bireylerde ruhsal çökkünlük (depresyon) ve kaygı (anksiyete)
bozukluklarına neden olarak, mağdur bireyin iş ve eğitim başarısı üzerinde
yıkıcı sonuçlara neden olabileceği son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarla
kanıtlanmıştır. Örneğin yetersiz, olgunlaşmamış işletme kültürünün egemen
olduğu bir kurumda çalışan bireylerin, diğer çalışanlar tarafından bilinçli
yada bilinçdışı, kasıtlı yada kasıtsız olarak uygulanan mobbinge (baltalama ve
suni zorluklar çıkarılması v.b. gibi) maruz kalmaları halinde, ruh
sağlıklarının bozulabildiği, ruhsal çökkünlük (depresyon) ve kaygı (anksiyete)
bozuklukları geliştirip, zamanla iş yerindeki üretkenliklerini
kaybedebildikleri gözlemlenmiştir. Benzer bir duruma çocuk yada genç ergen okul
ortamında maruz kalabilir, çoğu kez kasıtlı olmayan nedenlerle, öğretmenleri
yada sınıf arkadaşları tarafından dışlanabilir, sınıfın şamar oğlanları yada
günah keçileri durumuna sokulabilirler. Bu durumda okul ve eğitim hayatı mağdur
çocuk yada genç ergen için adeta bir cehennem hayatına dönüşebilmektedir. Bu ve
benzeri olumsuz durumların erken dönemde teşhis ve tedavi edilememeleri
halinde, sıklıkla çocuk yada genç ergenin ruh sağlığı ve okul başarısı ciddi
bir biçimde bozulabilmekte, çocuk yada genç ergen başka bir okula kayıt
ettirilerek, sorun aşılmaya çalışılmaktadır. Ancak, bir kez özgüveni ve ruh
sağlığı ciddi derecede bozulmuş olan çocuk yada genç ergenin başka bir okula
devam ederek, ruh sağlığının düzelebilmesi yada okul başarısının tekrar
yükselebilmesi çok nadir bir olasılık olduğu için, sorun öncellikle öz
kaynağında ve gerçek ortamında teşhis ve tedavi edilerek çözümlenmelidir. Aksi
taktirde, çocuk yada genç ergenin yeni okulunda da başarısızlığa maruz kalması
halinde, mağdur çocuk yada genç ergenin ruh sağlığı, tüm tedavi girişimlerine
olumsuz cevap verebilmekte ve mağdur bireyin okul başarısını ve eğitim hayatını
kalıcı bir biçimde bozulabilmesine neden olabilmektedir.
Yukarıda tanımlanmaya çalışılan
yüksek risk faktörlerinin mevcut olmaması halinde, iyi yaşanmış tatiller, çocuk
ve genç ergenin ruh sağlığını ve okul başarısını her zaman olumlu yönde etkiyen
yapıcı ve olumlu güzel yaşantılardır. Örneğin; bir buz dolabının (soğutucu)
termostatı (ısı ayarlayıcısı), soğutucunun motoruna belli aralıklarla mola
verdirmekte ve motorun sürekli çalışmaya bağlı olarak ısınıp yanmasına ve
sonuçta kalıcı bir biçimde bozulmasına, ayrıca soğutucunun iç ısısının gıdaları
koruyacak sınırlar içerisinde kalmasına olanak sağlamaktadır.
Yukarıdaki soğutucu örneğinde
görüldüğü gibi, belli aralıklarla tatil yapabilmek, insan sinir sistemindeki
hücreler üzerinde son derece sağlıklı etkilere sahiptir. Düzenli aralıklarla
yaşanan tatiller sayesinde, sinir ve vücut hücreleri yıkıcı negatif enerjiyi,
saldırganlık ve kötümserlik duygularını, sürekli stresin neden olduğu aşırı
gerginlik ve gerilim duygularının, hücre içi zehirlerin (oksidanların) sağlıklı
bir biçimde beyin ve tüm vücut hücrelerinden uzaklaştırılmasına ve tüm vücut
hücrelerinin tekrar pozitif ve yapıcı enerji ile dolmasına, tazelenmesine,
zindeleşmesine ve bu sayede iş ve okul başarısının istikrarlı bir biçimde
sürdürülebilmesine olanak sağlamaktadır.
Kurban Kesiminden Çocuklar Nasıl
Etkilenir?
Eğer Kurban edilen hayvanların da
bir can taşıdığı ve bu nedenle kurban kesimi esnasında, kurbanlık hayvanlara
saygı ve sevgi duyularak davranılırsa ve kurban kesme esnasında, kutsal
Kitabımız Kuran- ı Kerim’de tarif edilen kurallara titizlikle uyulursa, 15 yaş
üstü çocuk ve genç ergenlerde kurban kesimi ruhsal bir travmaya neden
olmamaktadır. Ancak,15 yaş altı çocuklarda ve ruhsal bozukluklar için yüksek risk faktörleri olan
çocuk ve genç ergenlerin, kurban kesimi eylemi esnasında uzakta
bulundurulmalarında fayda vardır.
Son yıllarda hemen, hemen her Kurban
Bayramında televizyon kanallarında gözlemlediğimiz ve kurbanlık hayvanlara yönelik
olarak uygulanan ve hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği, hoş göremeyeceği,
vahşice uygulamalara devletimizin bir çözüm üretmesinin zorunlu hale gelmiştir.
Bu vahşi görüntülerin, gerek çocuk ve genç ergenlerin ve gerekse de
erişkinlerin ruh sağlığı üzerinde, olumsuz ve yıkıcı etkilere sahip olduğu ve tartışma
götürmez bir negatif toplumsal olgu haline dönüştüğü, gerek din bilginleri ve
gerekse de sosyologlar, psikologlar ve psikiyatristler tarafından sıklıkla dile
getirilmiştir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder